-- Adversting 9 REKLAM ALANI --

-- Adversting 10 --

Tek Bir Portakal

14:48:34 | 2022-11-19
Aydın Ayhan
Aydın Ayhan      [email protected]

 

 

Bursa'ya bağlı Orhangazi kazasının Cihan köyü 1912 de Balkan muharebesi sonrasında : "Biz Osmanlıyız. Başka bir devletin boyunduruğu altında yaşamayız!" diyerek Anadolu'ya göç eden Boşnakların kurduğu bir köydür.

1.Dünya Savaşının kanlı günlerinde köyün erkekleri askere alınmış, pek çoğu Osmanlı coğrafyasının dört bir tarafına dağılıp, kaybolup gitmişlerdi.

İşte bu köyden ayni aileden altı kardeş korkunç ve karanlık harp yılları içinde birer ikişer silah başına çağrılmışlardı.

Önce en büyük kardeş Nami (Acar) "Seferberlik" ile askere alınarak "Kanal Harekâtı"na katıldı. Sonra bir küçüğü Cafer (Seymen) Çanakkale Cephesine gitti. Ve sonra diğerleri… Galiçya'ya. Kafkasya'ya. Gazze'ye. Irak'a gittiler.

Kanal harekâtına katılan Nami, harekât başarısız olunca geri çekilen birliklerin artçıları olarak kaldı. Esas birlikler geri çekilirken sipere giren bu birlik İngilizlere kritik anlar yaşatıyordu. İngilizler her gün hücum tekrarlıyor. Her seferinde geri püskürtülüyor. Ve mutlaka bir karşı hücum ile cevap veriliyordu. Düşmanın bütün zorlamalarına karşın bir adım bile geri çekilmiyorlardı.

Haftalar, aylar sonra İngilizler büyük takviyelerle güçlendirdikleri birlikleriyle durmadan hücum tazeliyorlar, durmadan saldırıyorlardı. Türkler de her hücumu siperlerden fırlayarak süngüleriyle karşılıyorlardı. Püskürtülen her İngiliz hücumuna Türkler mutlaka bir karşı taarruz ile cevap veriyorlardı.

Böyle bir karşı taarruzda Nami'nin birliği süngü takmış düşmana doğru koşuyordu. Öyle koşuyorlardı. Karşılarında kimse var mı, çok mu bilmiyorlardı. Sadece koşuyorlardı. Ara sıra bir arkadaşları hızla geri kalıyordu. Atılan bombaların kaldırdığı toz bulutları içinde durmadan koşuyorlardı.

Bir ara sanki ıslak bir yerde yürüyormuş gibi bir şey hissetti Nami. Sanki postalın içinde su vardı. Oysa çölde su ne arardı. Koşarken hafifçe eğilip baktı. Postalının içinden yere bastıkça, vışk… vışk... diye kan fışkırıyordu. Her halde mermi yedim diye düşündü. Acısı yoktu. Koşmaya devam ediyordu. Bir ara sağ bacağından da ayni sesi duymaya başladı. Nereden vuruldum acaba diye bakmak isteyince yere kapaklandı. Nami o sırada yere düşünce ağzına kum dolduğunu hatırlıyordu. Sonrası karanlık.

Gözlerini açıp etrafına bakındığında; " Yaralandın. Adana asker hastanesindesin. Üç aydır buradasın." dediler.

Nami bir ara sargılar içindeki bacaklarından bir sızı hissetti. "Tamam, bacakları burada bıraktık galiba." diye düşündü. Başını zorla kaldırarak baktı. Parmak uçlarını görünce rahatladı. "Çok şükür, yerindeymişler ."

Tedavi birkaç ay daha devam eder. Artık koltuk değnekleri ile yürüyebilmeye de başlayınca bir gün Nami'yi çağırmışlar. "Tamam. Burada tedavin bitti. Yapabileceğimiz bu kadar. Artık senin için askerlik de bitti. Bu terhis teskeren… Bu da tren biletin. Yarın memleketine gidebilirsin." derler. Ertesi gün kendisi gibi hastaneden ayrılan sekiz, on arkadaş ile birlikte Adana Garı'na gelirler. Ana-baba günü gibidir. Gelen trenler binlerce asker getirmekte, boşaltmakta, trenlere binmek isteyen harbe yakın yerlerden binlerce kişi de Anadolu içlerine doğru kaçmaktadır.

Bu kargaşa içinde Nami trene binmek isterken bir ara başını çevirir, bir den an küçük kardeşlerini görür. Büyük tesadüf. Sarılırlar. Ağlaşırlar. Küçük kardeş de Nami'nin geldiği Gazze Cephesine gitmektedir. Bir yere otururlar. Ağlaşırlar. Nami köyden haber sorar. "Ağabey, senin haberin yok. Ben bu arada evlendim. Bir de iki aylık kızım var."

Nami kutlar kardeşini ve diğer kardeşlerini sorar. "Bilmiyorum. Cafer Abim Çanakkale'den geldi. Diğer ağabeylerimden haber yok."

O sırada Adana istasyonunda tane ile portakal satılıyormuş.. Anadolu daha henüz portakalı tanımıyor. Küçük kardeş iki portakal alır.. Birini soyup yerler.. Aman o ne muhteşem bir tat. Nami tam ikincisini soymak için eline aldığında, kardeşi: "Abi, yemeyelim de onu kızıma götür." der. Nami portakalı torbasına koyar. Biraz sonra ayrılırlar. Bir daha en küçük kardeşten de haber alınmaz. O da Gazze Cephesinde kalmıştır. Nami köye döndüğünde kardeşinin kızına sahip çıkar. Büyütür. Evlendirir.

Kadıncağız ihtiyarlığında bile ne zaman bir portakal alsa eline. Öper, koklar, yaşlı gözlerle hep: "Babamın bana bıraktığı tek miras bir tek PORTAKAL dı" derdi. "Tek bir portakal..."

-- Adversting 6 REKLAM ALANI --




ETİKET :   yazar-aydin-ayhan-tek-bir-portakal-makalesi-bengises-gazetesi-balikesir

Tümü